Aralık 2014

YABANCI BASINDA AFRİKA HABERLERİ

Tunus’ta oy kullanma süreci başladı

26 Ekim 2014

Arap Baharı’nın ilk yaşandığı ülke Tunus’ta oy kullanma süreci başladı. Sabah saat 7.00’de açılan sandıklara akın eden Tunuslular uzun kuyruklar oluşturdu. 217 milletvekilinin seçileceği ülkede yaklaşık 5 milyon 200 bin vatandaşın oy kullanması bekleniyor. Ülkedeki 24 şehirde oluşturulan 27 seçim merkezinde oy kullanma işleminin akşam 18.00’e kadar sürecek.

Vatandaşlar oy kullanmaktan dolayı memnundu: ‘Sanki bir düğün gibi bekliyoruz. İkinci kez oy kullanıyorum ve hepimiz sandığa gitmeliyiz. Tunus için hayırlısı olsun’.

‘Elbette mutluyuz. Bu sefer demokratik bir seçim yaşanıyor. Bir önceki seçimlerden daha iyi olmasını bekliyoruz. Çok organize ve temiz bir seçim oluyor’.

Ülke genelinde seçimlerin güvenli bir ortamda geçmesi için yoğun çaba sarf eden güvenlik güçleri, olası terör saldırıları için aldığı önlemleri en üst seviyeye çıkardı.
Yetkililer seçim süresince polis memurları dışında askerlerin de görev alacağını belirtti.

http://www.euronews.com/

Güney Afrika’da eğitim sistemi ırkçı yönetimin izlerini taşıyor

26 Eylül 2014

Güney Afrika’da eğitim sistemi hala ırkçı sistemden kalan boşlukları kapatmaya çalışıyor. Ülkedeki okullara kayıt oranları arttı ancak kaynak, tesis ve nitelikli öğretmen yetersizliği nedeniyle birçok öğrenci hala zorluklar yaşıyor.

Güney Afrika’nın yoksul bölgelerinde okulların ücretsiz olması sayesinde eğitim gören öğrencilerin sayısı her geçen gün artıyor. Su, elektrik sıkıntısı gibi sorunların yanı sıra birçok okulda kütüphane ve bilgisayar laboratuarları bulunmuyor.

Her ne kadar Güney Afrika hükümeti kıtadaki diğer ülkelere kıyasla Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası’nın en büyük kısmını eğitime ayırsa da buradaki eğitim sistemi sıralamada listenin en altlarında yer alıyor. Güney Afrikalı öğrenciler matematik ve fen bilimleri konusunda henüz o kadar da başarılı değil.

Uzmanlar okulların başarısında nitelikli öğretmenlerin büyük rolünün olduğunu vurguluyor: “Müfredatın kalitesi konusunda büyük yol kat edildi. Ancak öğretmenler müfredatla hedeflenen konuları gençlere her zaman öğretemiyor. Çünkü bunun için yeterli zamanımız yok ve bu yüzden de çok üzgünüm.”

Bu konuda sadece Güney Afrikalı öğretmenleri suçlamamak gerekiyor. Eğitimciler sınıfların çok kalabalık olduğunu, birçok öğrencinin okula devam etmek konusunda isteksiz olduğunu belirtiyor. Ülkede şiddet olaylarının, uyuşturucunun yaygın olduğu, kız çocuklarının taciz edildiği yoksul bölgelerdeki durum ise daha da içler acısı.

Bu devlet okulu gibi iyi düzeyde eğitim veren kurumlarının sayısı oldukça az. Hükümet tarafından verilen burslar, okulların maddi yardımları ve özel burslar öğrencilerin daha iyi bir geleceğe sahip olmasına yardımcı olabilir.

Güney Afrika’da eğitim sistemi hala ırkçı yönetimin izlerini taşıyor. Bu sistem ikiye ayrılmış durumda. Zengin kesim iyi bir eğitim alma imkânına sahipken, çoğunluğu siyahîlerden oluşan yoksul kesim ise onlar kadar şanslı değil.

Zorluklarla mücadele eden bir eğitim sisteminde çok sayıda öğrenci okul bitirme sınavlarını bile geçemiyor ve onların üniversite hayalleri ne yazık ki suya düşüyor.

http://www.euronews.com/

Üniversite diploması gençler için tek çıkış yolu

5 Kasım 2014

Güney Afrika dünyada zengin ve fakir kesim arasındaki gelir eşitsizliğinin en büyük olduğu ülkelerden biri. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Üniversite diploması buradaki pek çok genç için tek çıkış yolu.

Sandile üniversite harcını ödeyemediği için okulu bırakmak zorunda kalmış: “Hayat devam ederken bazı şeyler gibi yaşam algım da değişti. Bu yüzden de kendi kendime şu anda çalışmam gerektiğini ve eğitimime daha sonra devam edeceğimi söyledim. Yani sonrasında da aslında okula geri dönmek zor geldi.”

Güney Afrikalı öğrenciler sadece maddi nedenlerden ötürü okulu bırakmıyor, bu konuda diğer etkenler daha büyük bir rol oynuyor. Liselerde verilen eğitimin kalitesiz olması öğrencilerin üniversitedeki başarısını da etkiliyor. Ülkede öğrencilerin sadece yüzde 15’i üniversiteye kayıt yaptırıyor ancak sadece yüzde 30’u mezun olabiliyor.

Cape Town Üniversitesi, Güney Afrika’daki en eski ve en iyi üniversitelerden biri. Burada yoksul öğrenciler devlet bursu ya da üniversite tarafından verilen maddi destek sayesinde eğitim görüyor.

Üniversite eğitimlerinin birinci yılında notları düşük olan öğrencilere dersler konusundaki açıklarını kapatmaları için yardım ediyor. Buradaki araştırma görevlileri öğrencilerin yazma becerilerinin yeterli olmamasının, bilgisayar kullanımı konusunda bilgisiz olmalarının onların performansını etkileyen sorunların başında geldiğini ifade ediyor.

Üniversitede eğitim gören bu öğrencilerin sorunları bununla da sınırlı değil. İşsizliğin yüksek olduğu Güney Afrika’da okuldan mezun olan gençleri zorlu bir hayat bekliyor.

http://www.euronews.com/

Yoksul Güney Afrikalı çocuklara bale eğitimi

24 Kasım 2014

Temel sosyal haklardan mahrum olan Güney Afrikalı çocukların aldıkları bale eğitimi konusunda bilgi almak için Johannesburg’a gittik.

Güney Afrikalı dansçılar için bu tiyatroda sahneye çıkmak bir dönüm noktası. Ülkenin en büyük ve prestijli organizasyonlarından Joburg şirketi klasik bale ve modern sanatlar konusunda yetenekli dansçıların profesyonel anlamda sahneye çıkmasına yardımcı oluyor.

Bu genç dansçı onlardan sadece birisi: “Özgürlüğümüz için savaşanların kazandıkları sonucunda bu günleri görebilen siyahlardan biriyim. Birincisi bir bale şirketinde çalışıyorum, ikincisi de burada her ırktan insanla çalışıyoruz.”

Thabang, pek çok fakir genç gibi Joburg bale şirketinin bu kalkınma programından yararlanıyor. Şirket her yıl yoksul bölgelerde yaşayan yaklaşık 500 çocuğa yardım ediyor.

Burada sadece dans etmeyi öğrenmeleri değil, aynı zamanda profesyonel bir kariyer olarak baleyi düşünmeleri de amaçlanıyor. Öğretmenler balenin yanı sıra dersleri konusunda da öğrencilere yardımcı olunduğunu söylüyor.

2012 yılında bu programa katılan beş çocuk Ulusal Sanat Okulu’na, diğer çocuklar da Johannesburg Gençlik Balesi’ne katılmaya hak kazandı.

http://www.euronews.com/

“The Good Lie” iç savaşın soğuk yüzünü anlatacak

10 Ekim 2014

Sudan İç Savaşı’nın ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni bir yaşama adım atmaya çalışan gençlerin hayatı “The Good Lie” isimli filmle beyaz perdeye taşınıyor.

Filmin başrolünü canlandıran Reese Witherspoon, Kenya Kakuma mülteci kampını ziyaret ederek 2005 yılına dek süren savaşın mağdurlarının hayatını yakından tanıma fırsatı yakalamış:
“Bu konuda ne kadar belgesel izlediğiniz ya da ne kadar kitap okuduğunuzun bir önemi yok. Orada ilk karşılaştığınız insan bile dünya görüşünüzde inanılmaz fark yaratıyor. 250 bini aşkın kişinin küçük bir alanda hayat mücadelesi vermesi inanılmaz. Ben de mülteci kamplarında yaşananlara dikkat çekecek bu filme dahil olduğum için şanslı hissediyorum.”

Film 2000’li yılların başında Sudan’dan kaçan savaş mağduru on binlerce gençten 3 binine Amerika Birleşik Devletleri’ne giriş izni verilmesini anlatan “Lost Boys of Sudan” kitabından uyarlandı.

Filmin başrollerini ise eski bir Sudan çocuk askeri olan Emmanuel Jal ile ABD’de modelliğe başlayan kayıp çocuk Ger Duany canlandırıyor. “The Good Lie“Ameriak Birleşik devletleri ve Avrupa’da gösterime girdi.

http://www.euronews.com/

Kahire’de çevre dostu sergi

16 Ekim 2014

Her yıl 6.4 milyon plastik atığın denizlere döküldüğü dünyamızda okyanus dipleri plastik bir örtüyle kaplanıyor ve doğal yaşam can çekişiyor. Bu problemi gün yüzüne çıkarabilmek için Mısır’ın başkenti Kahire’de açılan “Denizin Dışında” isimli sergide plastik atıklardan yapılan sanat eserleri ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Sergi kuratörü Menat Allah, tüm eserlerin gönüllülerin Nil nehrinden topladığı atıklardan imal edildiğini belirtti:

“Mısır’ın üç bölgesinden plastik atıkları topladık. Suyun içinden ve kumsallardan bulduğumuz plastiklerle oluşturduğumuz eserlerde insanları bu atıkların zararlarına karşı bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz.”

Sergi, genç gönüllülerin çöp toplama ve geri dönüşüm alanında yaptığı seminerleri de kapsıyor.

Kahire’nin modern sanat merkezi Darb 1718’de düzenlenen “Denizin Dışında, Plastik Çöp Projesi” isimli sergi 22 Kasım’a kadar ziyarete açık olacak.

http://www.euronews.com/

Nijerya’da Stephen Keshi galibiyetle veda etti

16 Ekim 2014

Nijerya milli futbol takımı teknik direktörü Stephen Keshi Sudan’ı 3-1 yendikleri maçın ardından görevinden ayrıldı.

Geçtiğimiz yıl Afrika Uluslar Kupası şampiyonu olan Nijerya’da son maçlardaki kötü gidişin faturası Keshi’ye kesildi.

Afrika ekibi son 12 maçında sadece 2 galibiyet alabildi.

Süper Kartallar’ın, son maçında Afrika Uluslar Kupası elemelerinde, Sudan karşısında 3-1 galip gelmesi de 52 yaşındaki teknik adamın kaderini değiştirmedi.

Stephen Keshi ile birlikte, yardımcılığını yapan Daniel Amokoachi de görevinden ayrıldı.

Keshi’nin yerine geçici olarak Shuaiba Amodou’nun getirildiği açıklandı.

http://www.euronews.com/

Ebola hızla büyük kitlelere doğru yaklaşıyor

16 Ekim 2014

Gine’nin Gueckedou kentinde Ebola salgını sadece 7 ay içerisinde binlerce kişinin ölümüne neden oldu. Vakaların sayısı gün geçtikçe artarken, salgın ise hızla zemin kazanıyor.

Adını Kongo’daki bir nehirden alan Ebola, 2014’ün en tehlikeli salgını olarak dünya gündemine oturmuş durumda.

Ebola virüsü ilk olarak 1976 yılında Sudan ve Kongo’daki salgınlarda tespit edildi. Filavoviridae ailesinden olan bu virüsün 5 farklı türü bulunuyor. Bunların 4’üyse Afrika’da mevcut.

Ebola Zaire adı verilen virüs en eski ve en tehlikeli virüslerden biri. 2-21 gün arasında değişen inkübasyon süresinde ise virüsün insandan insana bulaşma riski yok.

İdrar, kan, ter veya tükürük gibi vücut sıvı ve salgılarıyla bulaşan Ebola virüsü çok tehlikeli olmakla birlikte, ishal, kanama, deri döküntüleri ve yüksek ateşe neden oluyor. Bulaşıcı olan bu hastalık kontrol altına alınmazsa salgına dönüşüyor.

Hasta yakınları ve sağlık ekipleri Ebola’dan birinci dereceden etkileniyor. Sağlık ekipleri, güvenlik ekipmanları kullanarak kendilerini korumaya çalışsalar da bu önlemler her zaman işe yaramıyor. Sağlık görevlileri için durum böyle olunca hasta yakınlarının kendilerini koruyabilmesiyse imkansız görünüyor. Ebola hızla yayılmaya devam ediyor:
Liberyalı doktorsa bu hastalığın önüne geçmenin ne kadar zor olduğuna dikkat çekiyor: “Hastalar zaten karantinaya alındı, burada kalacaklar ve büyük ihtimal ölecekler. Ama bunların aralarından bazıları evlerine gitmek, ailelerini geçindirmek için hastaneden kaçmaya çalışacak, ve bu anda çevresindekilere de Ebola hastalığını bulaştırmış olacak. Bizde sokaklardan Ebola hastası toplamaya devam edeceğiz.”

İnsani Yardım Ofisi’nden (ECHO) Fernando Fernandes “Hastalığının önüne geçmek için daha fazla insanı karantinaya almalıyız. Ancak bu şekilde hastalığı kontrol altına alabiliriz. Ama henüz bu aşamadan çok uzağız.” uyarısında bulundu.

1976 ve 2012 tarihleri arasında farklı Ebola salgınları toplamda 1590 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Ekim 2014’de ise 8 bin 900 Ebola vakası gözlemlenirken, bunların arasından 4 bin 400’ü hayatını kaybetti.

Ölüm oranı yüzde 50 ila 70 arasında değişiyor. Şimdilerdeyse durum daha da kötüye gidiyor: Her hafta bin yeni Ebola vakası ortaya çıkarken, Aralık ayında ise bu rakamın haftada 5 ila 10 bin arasında olacağı tahmin ediliyor.

Afrika’da henüz durdurulamayan Ebola’nın diğer kıtalara yayılmasının önüne geçmek çok zor. Güvenlik protokolleri, karantinaya alınmalar ve farklı yöntemlerin kullanılması Avrupa ve Amerika’da bu hastalık için kesin bir çözüm arandığını gösteriyor. Fakat son olarak İspanya, Almanya ve Amerika’da ortaya çıkan yeni vakalar, salgının gün geçtikçe daha büyük kitlelere yaklaştığının sinyallerini veriyor.

http://www.euronews.com/

Ebola geride binlerce yetim ve öksüz bıraktı

18 Ekim 2014

Batı Afrika’da Ebola nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 4 bin 500’e çıktı. Birleşmiş Milletler, ölümcül hastalığın etkili olduğu alanda yaklaşık 9 milyon insanın da risk altında olduğunu açıkladı.

Kara kıtada ölüm saçan virüs binlerce çocuğun yaşamını da olumsuz yönde etkiledi. Birleşmiş Milletler, hastalığın etkili olduğu bölgede 3 bin 700 çocuğun ailesini kaybettiğini duyurdu. Öksüz ve yetim çocuklara yeterli yardımsa yapılamıyor.

Ailesini kaybeden Miatta:

“Babamız ağustos ayında, annemiz de geçen eylül ayında hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Yardıma çok ihtiyacımız var. Okul ihtiyaçları ve elbise için maddi yardım gerekli. Çünkü evde bırakılan giyecekler virüs nedeniyle tamamen yakıldı.”

Dünya Sağlık Örgütü, Liberya ile sınır olan Fildişi Sahilleri ve Mali’nin Ebola salgını nedeniyle yüksek riskli iki ülke olduğunu açıkladı. Salgın tehlikesine karşı harekete geçen Fildişi Sahilleri sağlık görevlileri halkı bilgilendirmeye çalışıyor.

Görevlilerden Kone Disco, “Biz yüksek riskli alandayız. Korunma için önlem almazsak vakaları buralarda da görmemiz mümkün” dedi.

İngiltere ise Ebola ile mücadele için Sierra Leone’ye tıbbi askeri ekip gönderdi. Kargo uçağında 22 sahra hastanesi, tıbbi malzeme bulunurken, 750 asker de hastalığa karşı eğitim vermeye başladı.

http://www.euronews.com/

Nesli tükenmek üzere olan beyaz gergedanlar bir üyesini daha yitirdi

19 Ekim 2014

Ender bulunan bir tür olan beyaz gergedanlar bir üyesini daha kaybetti.

Kenya Ol Pejeta doğal parkında koruma altında bulunan Suni isimli erkek gergedanın öldüğü açıklandı.

Kaçak avlanma sonucu nesli tükenmek üzere olan az sayıdaki beyaz gergedan sadece koruma altındaki parklarda yaşamını sürdürüyor.

http://www.euronews.com/

Nijerya’da Ebola salgını sona erdi

20 Ekim 2014

Ebola’ya kaşı mücadelede ilk başarı haberleri gelmeye başladı. Dünya Sağlık Örgütü Nijerya’da 42 günlük izleme süresinden sonra yeni vakaya rastlanmadığını ve bu ülkede Ebola tehdidinin şimdilik sona erdiğini duyurdu. Örgütün genel yöneticisi Margaret Chan, Nijeryalı yetkililerin başından itibaren çok ciddi çalıştıklarını aktardı ve kendilerini kutladı.

Nijerya’da Ebola ilk kez 20 Temmuz’da Lagos’ta görüldü ve 20 vakada 8 kişi bu hastalıktan hayatını kaybetti. 170 milyon nüfusuyla Afrika’nın en kalabalık ülkesi, o tarihten itibaren okullarda ve kamusal alanlarda ciddi sağlık önlemleri alarak salgının önüne geçmeyi başardı.

Batı Afrika’da Nijerya’dan önce Senegal için de aynı açıklama Cuma günü yapıldı. Hala Liberya, Sierra Leoneve Gine’de virüs yayılmaya devam ediyor.

Bugüne kadar dünya çapında 10 binden fazla Ebola vakasında en az 4500 hasta hayatını kaybetti.

http://www.euronews.com/

Sierra Leone’de ebola alarmı

25 Aralık 2014

Sierra Leone hükümeti ebola salgınını kontrol altına almak için ülkenin kuzeyine en az üç gün boyunca giriş-çıkışın yasaklandığını açıkladı.

Hükümet Sözcüsü, dükkanların ve alışveriş merkezlerinin kapalı kalacağını, resmi olmayan hiçbir aracın sokaklara çıkmasına izin verilmeyeceğini söyledi.

Dini törenlerin de engellendiği Sierra Leone’da yalnızca Hıristiyanlara bugün Noel’i kutlamaları için izin verildi.

9 binden fazla ebola vakasının tespit edildiği Sierra Leone, Batı Afrika’da salgından en fazla etkilenen ülke konumunda.

Sierra Leone’de virüs sonucu ölenlerin sayısı 2 bin 400’ü aştı.

Ölümlerin çoğu üç ülkede

Sierra Leone, Liberya ve Gine ebola salgınından en fazla etkilenen ülkeler.

Virüs şu ana kadar dünya çapında 7 bin 500’den fazla can aldı.

Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Sağlık Örgütü ise ebola virüsünün hala hızla yayıldığı uyarısında bulundu.

1976’da ebola virüsünü keşfeden Belçikalı mikrobiyolojist Profesör Peter Piot da, salgının 2015 yılının sonuna dek tamamen kontrol altına alınmasının mümkün olmayacağı tahmininde bulunmuştu.

http://www.bbc.co.uk/

 

YERLİ BASINDA AFRİKA HABERLERİ

Sevgilisini öldüren Oscar Pistorius’a 5 yıl hapis

21 Ekim 2014

Güney Afrika mahkemesi kasıtsız cinayetle suçlanan paralimpik atlet Oscar Pistorius’u 5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Hakim Thokozile Masipa verilen cezanın hem suçlu hem de toplum için adil olduğunu belirtti.

Ayrıca, 14 Şubat 2013’te sevgilisi Reeva Steenkamp’ı eve giren hırsız zannederek ateşlediği silahla öldüren 27 yaşındaki sporcuya silah kullanma nedeniyle de 3 yıl tecilli hapis cezası verildi.

Oscar’ın amcası Arnold Pistorius verilen cezayı aile olarak kabul ettiklerini belirtti: “Mahkeme kararını verdi ve cezayı açıkladı. Biz bu cezayı kabul ediyoruz. Oscar için topluma olan borcunu ödeme adına bir fırsat.”

Olayda kastı inceleyen Güney Afrika mahkemesi geçtiğimiz eylül ayında suçun kasıtsız işlendiğine karar kılmış ve cezanın açıklanmasını 21 Ekim tarihine bırakmıştı. Savcılık ise kasıtsız cinayet gerekçesini yetersiz buluyor: “Temyiz başvurusu için net kararımızı daha vermedik. Çok basit bir durum değil. Yasaları göz önüne almamız gerekiyor. Ayrıca buna benzer davalara göz atıp lehimize olan noktaları belirleyerek olası temyize gitme ile ilgili tutumumuzu belirleyeceğiz.”

Savcı son duruşmada en az 10 yıl hapis isterken sanık avukatı kamu hizmeti cezasında ısrar etmişti. Dava çıkışında Pistorius, bir grubun protestosu altında cezaevine transfer edildi. Atletin duruşma boyunca tutuklu kaldığı süre 5 yıllık hapis cezasından düşürülecek.

http://tr.euronews.com/

 

Türkiye Afrika ortaklık zirvesine hazırlanıyor

14 Ekim 2014

Afrika’ya Açılım Politikası ile kıtada en fazla varlık gösteren ülkelerden biri haline gelen Türkiye, 2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’yle stratejik ortaklığı ileri götürmeyi hedefliyor.

 Dışişleri Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, Türkiye’nin 1998 yılında başlattığı Afrika’ya Açılım Politikası süreci, Afrika Birliği’nin 2008’de Türkiye’yi stratejik ortak olarak ilan etmesi ve aynı yıl İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin ardından hızlanarak Afrika ülkeleri ile siyasi, ticari ve kültürel ilişkilerini geliştiren Türkiye’yi kıtasal politikada etkin bir aktör konumuna getirdi.

İstanbul’daki zirve sırasında kurulan izleme mekanizması uyarınca 2013 yılı içinde bir Afrika ülkesinde yapılması planlanan, ancak etkinliğe ev sahipliği yapmak isteyen Ekvator Ginesi ve Etiyopya arasındaki uzlaşmazlık nedeniyle düzenlenemeyen 2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nin, Türkiye’nin girişimleri sonucunda Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da 19-21 Kasım tarihlerinde yapılmasına karar verildi.

Banjul Formülü

Afrika Birliği’nin mutat uygulaması çerçevesinde, “Banjul Formülü” olarak adlandırılan ve belli sayıda Afrika ülkesinin tüm kıtayı temsilen zirveye iştirakini öngören düzenlemeyle Afrika Birliği Dönem Başkanı Moritanya, Eski Dönem Başkanı Etiyopya, Cezayir, Nijerya, Güney Afrika, Senegal, Libya, Zimbabve, Kenya, Gana, Çad, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mısır toplantıya davet ediliyor.

“Afrika’nın Sürdürülebilir Kalkınması ve Bütünleşmesinin Güçlendirilmesi İçin Yeni Bir Ortaklık Modeli” temalı zirveye bu ülkelerin devlet başkanı düzeyinde katılım sağlaması öngörülüyor. Zirveye Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iş dünyasından oluşan 200 kişilik heyetin katılması bekleniyor.

Zirvede, dünyadaki ülkelerin üçte birini oluşturan Afrika ülkeleri ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklığın daha ileri götürülmesi hedefleniyor. Ayrıca, toplantılarda ortaklığın mevcut durumunun ele alınması, 2014-2018 uygulama planı ile gelecek döneme ilişkin bir çerçeve belirlenmesi ve bir bildirge kabul edilmesi planlanıyor.

Afrika Ortaklık Politikası

 

Türkiye’nin Afrika’ya Açılım Politikası, “eşit ortaklık ve karşılıklı fayda” ilkeleri temelinde gelişerek ticaret hacminden, siyasi diyalog mekanizmalarına, eğitim faaliyetlerinden ekonomik yatırımlara kadar birçok alanda hızlı bir ilerleme sağladı.

Kaydedilen ilerlemeler ve ilişkilerin gelişmesi sonucu “Afrika’ya Açılım Politikası” 2013 yılı itibariyle yerini “Afrika Ortaklık Politikası” olarak adlandırılan sürece bıraktı. Türkiye, son 10 yıl baz alındığında Brezilya, Hindistan ve Çin ile Afrika’daki en etkin ülkeler içinde yer alıyor.

Afrika Ortaklık Politikası’nın amaçları, Afrika kıtasında barış ve istikrarın tesisine katkıda bulunmak, Afrikaülkelerinin siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmalarına yardımcı olmak, bu amaçla siyasi, ekonomik, ticari, insani konular, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmak, Afrika’nın kaynaklarınınAfrikalılara yarar sağlayacak şekilde geliştirilmesine katkı sunmak, ikili ilişkilerin eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirmek olarak sıralanıyor.

Sahra’nın güneyindeki Afrika ülkeleri esas alınmak suretiyle hazırlanan verilere göre, Türkiye kıtada 2003 yılında yedi olan büyükelçilik ve bir olan ticaret müşavirliği sayılarını 2013’te 30’a çıkardı. 10 yıllık süreçte Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki uçak seferleri, turist sayıları, ithalat ve ihracat verileri de gözle görülür şekilde artış gösterdi.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, Türkiye ihracatının yüzde 9,3’ünü, ithalatının yüzde 3,7’sini, yurt dışı yatırımlarının yüzde 3,6’sını ve yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin ise yüzde 18,1’ini Afrika’yla gerçekleştiriyor.

http://www.aa.com.tr/

 

35 bin aslan kaldı

9 Kasım 2014

Afrika’da yaşayan aslanların neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu açıklandı.

Sivil toplum kuruluşu Panthera ve bazı üniversitelerden bilim adamlarının yayımladığı raporlarda, aslan türü “Afrika Savanası Kralı”nın yaşam alanının yüzde 75’inin yok edildiğini, 50 yılda bu aslanların sayısının 100 binden 35 bine indiğini belirtti.

Bu aslanların sadece Batı Afrika’da Benin, Burkina Faso, Nijer, Nijerya ve Senegal’de bulunduğu belirtildi.

Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan vahşi türlerin korunması ve üremesi için çalışan CRESAM derneğinin kurucusu ve başkanı Jean-Yves Routier, AA’ya açıklamasında, tarım ve hayvancılığın aslanların yaşam alanlarının istila edilmesine yol açtığını vurguladı.

Bölgede bu türün neslinin tükenmesinin önüne geçilmesi gerektiğini ve bu hayvanları korumak için “izole mikro-alanların” oluşturulabileceğini belirten Routier, bu alanların “mikro-popülasyon” anlamına geldiğini, yapay döllenme yöntemini uyguladıklarını ve bunun da olumlu sonuçlar verdiğini söyledi.

http://www.cnnturk.com/

 

Facebook Afrika’da 100 milyon kullanıcıya ulaştı

Sosyal medya sitesi Facebook, Afrika’daki kullanıcı sayısının 100 milyona ulaştığını duyurdu.

Başta Afrika olmak üzere gelişmekte olan bölgelerde çalışmalarını sürdüren Facebook yeni bir kilometre taşını geride bıraktığını açıkladı.

Şirketin haber merkezinden duyurulan bilgiye göre Facebook, Afrika’da 100 milyon kullanıcıya ulaştı. Açıklamaya göre Haziran 2014 itibariyle yüzde 80’i mobilden olmak üzere aylık ortalama 100 milyon kullanıcı Afrika kıtasından Facebook’a bağlanıyor.

Facebook, kullanıcılarının yüzde 70’inin 25 yaşın altında olduğunu belirtti.

Çabalarının meyvelerini topladığını gösteren Facebook, geçtiğimiz Temmuz sonunda Zambiya’da (internet.org) uygulamasıyla kullanıcıların, Wikipedia, Google ve Facebook başta olmak üzere bazı online servislere erişimini sağlamaya başlamıştı.

http://www.cnnturk.com/

Türkiye ve Somali’nin alışılmadık aşkı

16 Aralık 2014

Mogadişu limanını bir dönem sarmış olan kaos ve çatışma artık yok ve birkaç yabancı yatırımcı Somali’ye taşınmaya başlıyor. Türkiye en önde yolu açıyor – peki ama bu iki ülke arasındaki güçlü bağın kaynağı ne?

Bir zamanlar rakip milis gruplarının kontrolü ele geçirmek için savaştığı bu limanlarda şimdi, dev konteynır gemileri çimento, araç, makarna ve pirinçten oluşan yüklerini boşaltmak için yan yana dizilmiş durumda. Dev vinçler bir yukarı bir aşağı hareket ediyor. Bazılarının operatörü Türk, bazılarının ki Somalili.

Dev bir konteynır başımın üzerinden sallanarak geçerken, limanın enerji dolu Türk işletmecisi limanın yönetimini Eylül ayında devraldıklarından bu yana limanın aylık gelirinin 4 milyon dolar olduğunu ve giderek de arttığını söyledi. Bunun yüzde 55’i doğrudan Somali hükümetine gidiyor.

Fotoğrafını çekmeme “Çok çirkinim” diyerek izin vermiyor.

Türkler Mogadişu’da sadece limanda değil, her yerdeler. Bayrakları da öyle. Bu ziyaretimde Somali bayrağından daha fazla Türk bayrağı gördüm diyebilirim.

Türkler havalimanını da işletiyor ve yeni bir terminal inşa etmekle meşguller. Türk Havayolları hali hazırda Mogadişu’ya haftada dört kez uçuyor. Son 20 yılda bunu yapan tek uluslararası havayolları şirketi.

Türkler tarafından inşa edilen pırıl pırıl yepyeni bir hastane binasında Türk doktorlar basit birer beyaz tişört giymişler. Kollarının birinde bir Türk bayrağı resmi var. Diğer kollarında da Somali bayrağı.

Dışarıda kovboy şapkaları takan Türk inşaat işçileri ile yırtık pırtık tişörtler içinde Somalililer Osmanlı tarzında yapılmış 2000 kişilik bir caminin son rötuşlarını yapıyor. Tavana maviler, kırmızılar ve altın renkleri ile desenler çizecek olan zanaatkârlar Türkiye’den gelmiş.

20 yılın çöpünü taşımaya çalışan çöp kamyonları dahi Türkiye’den gelmiş. Bunlardan bir tanesinin bir intihar saldırısı sonrasında kan izlerinin ve enkazın tamamen temizlenmesi için sokağı hortumla yıkadığını ben gördüm.

Her şey 2011 yılındaki kıtlık ile başladı. O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan Somali’ye uçtu. Ülkeye güvenli bir mesafeden bakarak ülkeyle yaptıkları işleri Kenya’dan yürütmeyi seçen diğer yabancılardan farklı olarak Erdoğan Mogadişu sokaklarında yürüdü. Takım elbisesi ile. Çelik yelek giymeden.

Somalililer halen daha, Erdoğan’ın kir pas içindeki aç çocukları nasıl kucağına aldığını, eşinin toplumda aşağı olarak kabul edilen azınlık klanlarının mensuplarını nasıl öptüğünü anlatıyor.

Ve aşk ilişkisi işte böyle başlıyor. Somalililer erkek çocuklarına Erdoğan, kız çocuklarına İstanbul ismini vermeye başlıyor.

Yabancı bir ülkeye duyulan bu sevgi, Somali için alışıldık bir şey değil. Somalililer genelde yabancılardan pek hoşlanmıyor ve onlar için hemen hemen her tür aşağılayıcı takma isimlere sahipler.

Ama, Mogadişu’da inşa ettikleri yollara yeterli kanalizasyon alt yapısı yapmamak ve ülkenin geri kalan kısımlarına yeterli yardımı götürmemek dışında Türkiye’yi eleştiren birilerini bulmakta hayli zorlandım.

Özel sohbetlerde Batılı diplomatlar Türkiye’nin diğer bağışçılarla iletişime geçmediğini ve koordine olmadığını ve bunun çok tek taraflı bir yaklaşım olduğunu söyledi.

Türkiye birçok diğer ülke gibi ellerini Afrika’nın doğal kaynakları üzerine koymaya ve kıta geliştikçe ortaya çıkan yeni piyasalardan pay almaya oldukça istekli. Ama Türkiye’nin seçtiği yol Somali birçokları tarafından dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri sayıldığı için hayli ilginç.

Mogadişu’daki Türklerin tehlike ile ilgili farklı bir anlayışı var gibi duruyor. Yaşanan bir intihar saldırısında etrafındaki koruma önlemleri güçlendirilen havalimanına girişim yasaklanmıştı, orada İngiltere büyükelçisi ile buluşmam gerekiyordu.

Ama hemen yakınlarda birkaç hafif silahlı Somalili asker tarafından korunan bir Türk okulu vardı. Türk çocukları Papaya ağaçları arasında koşuşturuyor, saklambaç oynuyordu. Sınıfları Somalili öğrencilerle paylaşıyorlardı. Öğretmenler Somalili öğrencilerin özellikle bilgisayar ve dil derslerinde başarılı olduklarını söylüyor.

Türkler güvenlik konusundaki bu esnek tavra ulaşabilmek için bir bedel ödedi. İslamcı grup El Şebab tarafından düzenlenen saldırılarda bazıları hayatını kaybederken, bazıları da para ve başka konularda çıkan anlaşmazlıklar nedeni ile vurularak öldürüldüler.

Bir sonraki gün, havalimanına birtakım zorlukları aşarak girebildim. Bu sefer steril, gri konteynırlardan oluşan Birleşmiş Milletler yerleşkesine gidebilmek için.

Utanç verici ama o gün bir şekilde kalemim yoktu. BM yetkilisi bayan, bana nezaket göstererek bir kurşun kalem buldu. Kalemi geri vermeyi unuttum ve daha sonra Somalili bir arkadaşıma verdim.

Kalemi havada sallayarak arkadaşlarına doğru koştu: “Bakın. 20 yıl ve milyarlarca dolardan sonra BM’nin bize verip verebileceği bu. Sadece üç yıl içinde ise Türkler bizim insan eli ile meydana gelen depremde yerle bir olan Mogadişu’yu yarı işler bir şehir haline getirdi.”

Elbette olay bu kadar basit değil. BM ve diğerleri Somali’yi daha güvenli bir yer yapnaya yardımcı olan Afrika Birliği askerlerini finanse ediyor. Türkler ise çok daha görünür projelerde yer alıyor.

Ama eve giden uçağımda şık THY hostesinin ikram ettiği Türk lokumunu yerken dünyanın geri kalanının kırık dökük Mogadişu’da Türklerin yaptıklarından birşeyler öğrenip öğrenmeyeceğini merak etmekten kendimi alamadım.

http://tr.euronews.com/

Tunus’ta zafer Sibsi’nin

22 Aralık 2014

Tunus’ta yüksek seçim kurulu, ikinci turu yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini laik Nida Tunus Partisi’nin (Tunus’un Çağrısı) adayı El-Baci Kaid es-Sibsi’nin kazandığını açıkladı. Ülkede 2011 yılında Zeynel Abidin Bin Ali iktidarını deviren 2011 ayaklanmalarından sonra yapılan ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde Sibsi’nin oyların yüzde 55.68’ini aldığı bildirildi. Geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Muhammed el-Munsıf el-Merzuki ise yüzde 44.32’de kaldı.

Diğer yandan, sonuçların belli olmasının ardından bazı yerlerde eylemler yapıldı. Ülkenin güneyindeki Hamma kentinde seçim sonuçlarını protesto eden eylemciler polisle çatıştı.

Seçimlerin Kasım ayında yapılan ilk turunda, Sibsi yüzde 39.4, Merzuki ise yüzde 33,4 oy almıştı.

http://tr.euronews.com/

Kahire’de ilk dövme fuarı

20 Aralık 2014

Mısır’ın başkenti Kahire dövme sanatçılarını bir araya getiren fuara ilk kez ev sahipliği yapıyor.

İki günlük fuarda yabancı katılımcılar da yer alırken dövme tutkunları istedikleri desenleri yaptırma şansına ulaştı. Bu mesleğe ilgi duyanlarsa düzenlenen eğitim seminerleri sayesinde bilgilenme ve işin inceliklerini öğrenme fırsatını yakaladı.

Fuarın organizatörü Orne Gil etkinliklerle ilgili, “Esas amaç dövme sanatını Ortadoğu’da özellikle Kahire’de en üst seviyede tanıtmak. Burada insanlar korkuyor çünkü bu kalıcı bir şey.” şeklinde konuştu.

Fuardaki uzmanlar Ortadoğu tarihinde görülen geleneksel dövme kültürünün yok olmaya yüz tuttuğunu belirtiyor. Mısırlı dövme sanatçısı Hakeem dövme üzerine büyük ön yargıların bulunduğunu belirterek, “Mısır’da insanlar dövmenin suçlulara veya eşcinsellere dönük bir şey olduğunu düşünüyor ama bu çok yanlış.” dedi.

Fuarı takip eden euronews muhabiri Muhammed Şeyhibrahim’de bu konuya dikkatleri çekti:

“Dövme çevresindeki tabular üzerine tartışmalar devam etse de bu sanat hala Arap dünyasında popülerliğini arttırmaya devam ediyor.”

http://tr.euronews.com/